Feb 20, 2015

Açılma sırası İzmir'de!

İzmir’de yaklaşık 3 aydır hoş bir telaşın içindeydik. Daha önce İstanbul ve Ankara’da örgütlenen ve güzel işler başaran Liseli LGBTİ Oluşumu’nu İzmir’e, okullarımıza getirme derdindeydik. 3 aydır, yaklaşık 20 kişi, hep beraber çabaladık. Düzenli aralıklarla toplantılar aldık, atölyeler yaptık. Artık büyüme vakti geldi, İzmir açılıyor!
Liseli LGBTİ Oluşumu Ankara’da yola çıkarken, “Alışın her yerdeyiz bizim için bir slogandan ibaret değil” demişti. Bizler, bu sesi yükseltiyoruz! Başından beri varolduğumuz yerlerde, evlerimizde, okullarımızda, sokaklarda artık örgütlü olmanın, bir arada olmanın hayati önem taşıdığını biliyoruz. Yalnız yürüdüğümüz her an karşı karşıya olduğumuz tehlikelere, ancak bir arada durduğumuz zaman göğüs gerebileceğimize inanıyoruz. Bu yüzden, homofobinin ve transfobinin yayılmaya başladığı, cinsiyetçiliğin dayatıldığı okullarımızda şiddete uğramadan eğitim hakkımızdan yararlanabilmek için, nerede olursa olsun kimliğimizden kaynaklı önümüze çıkan engelleri hep birlikte aşabilmek için, bize dayatılan karanlığı elimizin tersiyle itebilmek için İzmir’de de bir araya geliyoruz!
Okulları, sokakları ve bugün nefes almamızın zorlaştığı her yeri omuz omuza bizim yapmak için daha da güçlenmemiz gerekiyor. Güçlenmek için İzmir’de atacağımız ilk adım olan dışa açık toplantımızı 28 Şubat Cumartesi saat 14.00’da Eğitim- Sen İzmir 4 Nolu Şube’de yapacağız. Bir aradayız, ayaktayız!


Feb 6, 2015

1 YIL SONRA YENİDEN, MANŞETTEN!

1 YIL SONRA YENİDEN, MANŞETTEN!


Bugün Liseli LGBTİ Oluşumu'nun kuruluş yıldönümü. Bundan 1 yıl önce ilk toplantımızı yaptıktan sonra gerici AKİT Gazetesi "Sapkınlar Liselere de El Attı" başlığıyla kuruluşumuzu duyurmuştu. Bugün 1. yılımızı kutlamaya hazırlanırken bir başka haber de gericilikte Akit'le yarışan Vahdet Gazetesi'nden geldi.

Vahdet Gazetesi, içerisindeki hakaret içeren sözcükleri çıkarttığımızda amaçlarımızı başarılı bir biçimde bir araya getirmişti. 7 Şubat günü yapacağımız film gösterimini, 8 Şubat günü katılacağımız "Laik ve Bilimsel Eğitim İstiyoruz" mitingini, mitingin devamı olan ve 13 Şubat günü yapılacak okul boykotunu, cinsiyetsiz tuvalet talebimizi ve daha bir çok başlığı neredeyse eksiksiz biçimde haberleştiren Vahdet'in bu paket haberini, 1. yıl hediyesi olarak görüyor ve teşekkür ediyoruz!

Bizler yıllardır meydanlarda, mahallenizde ve hatta evinizin içinde direndik. Artık büyüyoruz, güçleniyoruz! Evlerden taşıp sokaklara çıkıyoruz! Sokağı okula, meclise taşıyoruz. Bizler hep vardık, varolmaya devam edeceğiz! Kan damlayan kalemleriniz de nefret kusan ağızlarınız da bizi bugüne kadar durduramadı, bundan sonra da durduramayacak! Sizlerin nefreti, bize güç katıyor, teşekkürler!

Nefret kusan kampanyalarınıza boyun eğmiyoruz! 8 Şubat Kadıköy'de mitingdeyiz. 13 Şubat'ta örgütlü olduğumuz tüm şehirlerde boykottayız. Gerici, faşist homofobik eğitim sisteminize karşı ayağa kalkıyoruz! Ve ardından, her şehirde tüm liseli sapkınlar okullardayız, sokaklardayız, hatta evinizde sizinle aynı odadayız!

İlgili haber: http://www.gazetevahdet.com/sapkinlarin-hedefi-liseliler-8458h.htm

Liseli LGBTİ Oluşumu

Feb 1, 2015

Kabul etmiyoruz, ayağa kalkıyoruz, boykot ediyoruz!

Kabul etmiyoruz, ayağa kalkıyoruz, boykot ediyoruz!

Her an burun buruna olduğumuz faşizmin, baskının, dinsel şiddetin eğitim alanında daha da derinden hissedilmeye başlandığı günlerden geçiyoruz.

İlk ve en büyük etkilerini 18. Milli Eğitim Şurası kararlarıyla 2010’dan beri göstermeye başlayan gerici ve faşist eğitim politikaları, 4+4+4 eğitim sistemiyle farklı bir boyut kazandı.  Kız çocuklarının eve hapsedilmesini, eve hapsedilemeyenlerin imam hatiplere mahkum edilmesini; erkek çocuklarının ise meslek liseleri ve orta okulları aracılığıyla emek gücünün sömürülmesini öngören bu sistem getirdiği sözde seçmeli derslerle de dayatmalarını farklı alanlardan gösterdi. Bu sürecin son adımı ise Aralık 2014’te kararları açıklanan 19. Milli Eğitim Şurası oldu.

19. Milli Eğitim Şurası’nda alınan kararların, uzun zamandır uygulanan politikaların devamı olduğunun farkındayız. Orta okul ve lisede zorunlu ve sözde seçmeli derslerle dayatılan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinin ilkokullara kadar indirilmesi, “değerler eğitimi” gibi derslerle ne olduğunu çok iyi bildiğimiz değerlerinin bize müfredat eşliğinde dayatılmasını ve daha bir çok dinsel, etnik ve mezhepsel, cinsel kimliğe yönelik baskıyı arttırıcı kararların bizleri de etkileyeceğini biliyoruz!

Bizler liselerde örgütlenen ve kurulduğumuz günden beri her türlü baskı unsurunu karşısına alan Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans ve İnterseks (LGBTİ) lise öğrencileri olarak bu kararları kabul etmiyoruz, ayağa kalkıyoruz!

Yıllardır uygulanan baskının devamı ve daha programlı hali olan bu kararlara karşı olan tüm eylemlikleri desteklediğimizi ilan ediyoruz! Ders kitaplarında, okul kıyafetlerinde, “törenlerde” ve okulu kapsayan diğer birçok alanda hem LGBTİ bireylere hem de toplumsal baskı mekanizmalarından kaynaklı dezavantajlı hale getirilen diğer gruplara yönelen şiddetin ve nefretin bir parçası olmayı reddediyoruz!

Homofobik, bifobik, transfobik eğitim sistemine karşı AYAĞA KALKIYORUZ!

Cinsiyetçi eğitim sistemine karşı AYAĞA KALKIYORUZ!

Dinsel ve mezhepsel şiddete odaklanan gerici eğitim sistemine karşı AYAĞA KALKIYORUZ!

Irkçı dayatmaların aracı haline gelen eğitim sistemine karşı AYAĞA KALKIYORUZ!

Kurtuluşun tek başına olamayacağını biliyoruz. Bu yüzden cinsel yönelimi, cinsiyet kimliği, etnik kökeni, dini, mezhebi ve bedensel durumu fark etmeksiniz herkes için eşit, parasız ve bilimsel eğitim için AYAĞA KALKIYORUZ!

Bu kararın ilk adımı olarak, alevi derneklerinin öncülüğünde düzenlenen ve çeşitli STK’ların, sendikaların ve siyasi yapıların da desteğiyle organize edilen 8 Şubat mitingine ve 13 Şubat uyarı boykotuna katılma ve boykot ve miting için örgütlenme kararı aldığımızı duyuruyoruz!

Kurtuluş yok, tek başına! Ya hep beraber, ya hiç birimiz!


Nov 17, 2014

Yine mi güzeliz, yine mi çiçek?

Yine mi güzeliz, yine mi çiçek? Uzun zamandır yazmayı düşündüğüm bu konuda, ÇarkMag’de giriş niteliğinde bir yazı yazan Hayat’a öncelikle teşekkürler.
 
Konumuz güzellik, güzellik yarışmaları, güzel kadınlar… Değil! Konumuz kadınlar. Öldürülen trans kadınlar. Her gün müşteri dayağı yiyip “çirkinleşen” orospular. Konumuz “kadına en az benzeyen çirkin kadınlar”. Ağdasını yapmamış, epilasyonu yarım kalmış, penisi olan kadınlar...

 
Sylvia Ji
 
Trans Onur Haftası’nda polemiklerle gerçekleşen bir yarışma, onu takip eden haberler ve ardından gelen” Miss International Queen Pageant” adı verilen yarışma. Yazıyı yazmama neden olan şeyler bu çerçevede şekillendi. Eleştirilerim de elbette bu yarışmalar çevresinde dönecek. 
 
Bu konuda yazarken, konuşurken birkaç olgu ve olayı konuşmamız gerekiyor.
 
İlk olarak “güzellik” kavramını konuşalım.” Güzel” toplumsal algıda yarattığı en genel tanımıyla, göze hoş gelen, göze batan herhangi bir kusuru olmayan “şeyler” için kullanılan bir sıfattır. Yani güzel aslında, bizi öldüren toplumun bize dayattığı estetik algılarıdır. Katilimizin bizi görmek istediği biçimdir aslında. Çünkü eğer kendine “kadın” diyorsan “sütun gibi” bacakların, ince bir vücudun, vücudunla orantılı göğüslerin, dökülmemiş saçların, uzun kirpiklerin ve seni seksi gösteren dozda makyajın olmalıdır! İstenen bu. Önce Türkiye’de, sonra Tayland’da yapılan yarışmaların temelinde de ne yazık ki bu algılar vardı. 
 
Ardından bu güzel tanımının yarıştırılma halini konuşmamız gerekiyor bana kalırsa. Natrans ya da trans fark etmeksizin tüm güzellik yarışmalarında amaç sistemin öğrettiği güzellik algısına uygun kadınları-erkekleri göz önüne çıkarmak, bedeni metalaştırırken bunun yanında da sistemin istediği gibi olmayanı veya olmak için çaba göstermeyeni dışarıda bırakmak ve aynı zamanda güzel olmak için harcamalar yapmaya teşvik etmektir. Olayın aynı zamanda ırkçı-milliyetçi dürtülerle şekillenen yanları da vardır ancak bu yazımızın konusu değildir. 
 
Ancak buradan “feminen” olmanın kötülüğü veya bir kadının (trans-natrans) dayak yediği için veya öldürülme tehlikesiyle yaşadığı için makyaj yapmaması gerektiği, kendisine hoş gözüken şeyleri giymemesi gerektiği veya bedenini kendi istediği kalıba sokmak için çaba göstermemesi gerektiği gibi bir sonuç çıkmasın. Burada temel mesele, bunların dayatılması, zorunluluk halini alması ve yetmezmiş gibi yarıştırılması. Bir de yarışmanın gerçekliğini, hayata dokunan yanını sorgulamak gerekiyor bana kalırsa. Her gün öldürülen trans kadınların olduğu bir dünyada, hayata dokunmayan bir iş eleştirilmeye açıktır çünkü. Kürk firmalarının, büyük otellerin sponsor olduğu yarışmada amaç görünürlük arttırmak mıdır? Mesela eşcinsellerin eşcinsel olduklarını söyleyemedikleri Rusya adına yarışmaya katılan trans kadının ülkesindeki aktivizme katkısı nedir bunun? 
 
Ve tekrar toparlamak amacıyla yerele dönecek olursak, İstanbul’da gerçekleştirilen yarışmada, “güzellik” yarışmasında trans kadınlar sırasıyla podyuma çıktılar. Seçilmek istenen şey aralarından hangisinin en güzel olduğuydu. Bu çok garip arkadaşlar! Parasızlıktan dolayı merdiven altlarında başarısız estetik ameliyatlar geçiren trans kadınların olduğu bir ülkede, yine aynı kadınların müşteri dayağından haftanın 7 günü yüzlerinin şiştiği bir ülkede ve yine aynı kadınların her gece ölümle burun buruna geldiği bir ülkede, Türkiye’de, her an öldürülebilecek, sakat kalabilecek kadınların “en güzeli” seçiliyordu. Seçilen gerçekte neydi peki? Yani bahsedilen güzellik algısı tam olarak neydi? Bunun cevabı çok açık: Natrans kadına en çok benzeyen, en güzeliydi! Yüzü gözü fazla şişmemiş, memelerini düzgün bir doktorda yaptırabilmiş, saçları istediği gibi uzamış, fiziği düzgün olan, en güzeliydi. Belki de en şanslı olan, en güzel seçilmişti!
 
Üzgünüm arkadaşlar, bizim bunlara ihtiyacımız yok! Bu ülkede ibneler, dönmeler yaşayamıyorken, çalışamıyorken, okuyamıyorken, sağlık hizmetlerini alamıyorken, toplu taşımaya dahi binemiyorken “en güzel” olmaya ihtiyacımız yok. Celladımıza âşık olmayacağımız gibi, celladımızın onayını almak için, hatta belki onu kendimize âşık etmek için onun kalıplarına girmeye niyetimiz yok!
 
Eğer bir şekilde gece çarktan evlerine dönebiliyorsa trans kadınlar, bir şekilde otobüste tacize uğramadan evine gidebiliyorsa ibneler, ailelerinin baskılarına karşı hâlâ ayakta durabiliyorsa trans erkekler, hepsi birden yine güzeller yine çiçek!
 
Ve bir kısa not: Yazıyı Yankı Bayramoğlu özelinde yazmadığımı, eleştirimi geneli esas alarak yaptığımı belirtmek isterim.

Emre DEMİR (Liseli LGBTİ Oluşumu)

Oct 9, 2014

LİSELİ LGBTİ’LER G ZONE’A KONUŞTU

Gey blogger Kaan Arer, Liseli LGBTİ oluşumuyla görüştü.
Ağustos ayında “Sıcakları Koliliyoruz” ve “Pikniğe bekleriz şekerim” sloganları Twitter’da dönmeye başladı. Gökkuşağı renklerinden bir ağacın bulunduğu çok tatlı bir afişleri vardı. İnsan haliyle merak ediyor “Kim bu Liseli LGBTİ grubu?” diye. “Kimler yönetiyor?””Kimler tarafından kurulmuş?”  “Bir destekçileri var mı?” ”Sadece liseli gençler mi?” Eğer öyleyse, “O zaman bu çocuklar nasıl bu kadar organize olabildiler?” gibi aklıma bir sürü soru üşüştü.
Eğer gerçekten varsa ve faal ise liseli bir LGBT grubun olması kadar güzel bir şey olamaz. Tam da kendini kabul etme çağında gençlerin gideceği, kendini yalnız ve yanlış hissetmemesi için doğru bilgileri alabileceği bir yer olur. Orada büyük ihtimal akranlarıyla tanışacak, tartışacak ve ne kadar doğru öğrenirse o kadar bilgili bir şekilde öz güvenini besleyecek.
Liseli LGBT’lerin 22 Ağustos Cuma günü piknikleri vardı, ben de bir e posta yollayarak onlarla tanışmak istediğimi belirttim. Bana cevap yazan Emre’ye “Yetkili kişiyle görüşmek istiyorum, o sen misin?” dediğimde “Yatay bir örgütlenme içindeyiz bu yüzden grubumuzun bir yetkilisi bulunmuyor.” demişti. Bu cevap bana oldukça profesyonelce geldi, böyle bir şey beklemiyordum. Bu çocuk acaba liseli mi ki diye düşündüm!
Bloglarında yer alan kuruluş metni oldukça ilgi çekici. Siyasi bir duruşun yanı sıra özgürce toplumsal kültürün iki yüzlülüğüne isyan ediyorlar. “Aileden, sokaktan başlayıp, okulda devam eden, eğitim hayatımızı gasp eden homofobiye, bifobiye, transfobiye karşı; birlik olma, örgütlenme, ses çıkarma kararı aldık… Koridorlar gökkuşağı olana kadar, kitaplardan renklerimiz saçılana kadar, eşit koşullarda, parasız, anadilde eğitim hakkımızı alıncaya kadar mücadelemiz sürecek!”
Bu arada röportaja Erkan ile Büşra gelip tüm sorularımı açık yüreklilikle cevapladılar. Tam da beklediğim gibi fikir sahibi, vizyonel, ayakları yere basan, hayalleriyle dünyanın dönme hızına ivme katan bireylerle karşılaştım. Bu gençler o kadar hevesli ve cesurlar ki geleceği ellerinden kaçırma şansları yok. İkisine de çok teşekkür ediyorum, röportaj haricinde de aklıma takılan tüm konuları onlara sordum. 
Bu röpörtajın tamamı sadece G ZONE Dergi EKİM SAYISINDA… Okumak için TIKLAYIN

Sep 18, 2014

Açılıyoruz!

Yeni eğitim yılı başladı. Elbette sakin başlamadı. Hayatın her alanında hemen hemen herkesin karşısına çıkan engellemeler, özel hayata müdahaleler eğitim hayatında da başta LGBTİ ve kadın öğrenciler olmak üzere neredeyse tüm öğrenciler üzerinde kendini hissettiriyor . Bizim bir kısmımız hala etek giymek zorunda, bir kısmımız "erkek", bir kısmımız "kadın" olmak zorunda. Kitaplardan hala nefret kusmaya devam ediyorlar. Tasarladıkları okulları, hala bizleri kalıplara sokmaya yönelik. Daha sıralanabilecek bir çok sorun var ve yenileri de eklenecektir. Aslında her şey daha yeni başlıyor!

Yaygın bir sloganımız var: "Her yerdeyiz!"
Artık istemedikleri yerlerde bile, onlar farketmeden daha fazlayız. Zorla kayıt ettirdikleri imam hatiplerde de, zorunlu din derslerinde de artık daha fazlayız! Baskıları bize alan açıyor, daha çok oluyoruz. Alan açıldıkça biz de açılıyoruz, Liseli LGBTİ'ler artık daha fazla açılıyor!

Yola çıkarken bir söz vermiştik kendimize, bir amacımız vardı: "Koridorlar gökkuşağı olana kadar, kitaplardan renklerimiz saçılana kadar, eşit koşullarda, parasız, anadilde eğitim hakkımızı alıncaya kadar mücadelemiz sürecek!" demiştik. Mücadelemiz sürüyor, hatta daha yeni başlıyor!

Okullar açıldı, Liseli LGBTİ Oluşumu da "açılıyor". Yeni eğitim yılının ilk toplantılarını Ankara ve İstanbul'da 20 Eylül Cumartesi günü yapıyoruz. Tanışmak, destek olrmak, birlikte olmak için, bu sene sen de aramıza katıl!

Detaylı bilgi için: liselilgbti@gmail.com facebook.com/liselilgbti twitter.com/liselilgbti


Aug 24, 2014

Liseli LGBTİ'ler Ankara'da Buluşuyor!

"Alışın her yerdeyiz" bizler için sadece bir slogan ibaret değildir! 

Bir süredir İstanbul'da faaliyet gösteren Liseli LGBTİ'ler olarak Ankara'da da bir araya gelme kararı aldık. Bu karar çerçevesinde ilk toplantımızı 29 Ağustos Cuma günü saat 15.00'te Kaos Kültür Merkezi'nde yapacağız.  Henüz ilk toplantıyı yapmasak da, Ankara'da ufak ufak hazırlıklara başlandı. Bir araya gelen bir grup lisel LGBTİ arkadaş, oluşumun iskeletini büyük ölçüde tamamladı, kaynaştı, dayanışmayı büyütmeye başladı.

Liseli LGBTİ Oluşumu yola çıkarken amaçları arasında liseli LGBTİ bireyleri mücadelenin içine katmak da vardı. Ankara'da bir süredir canlılığı artan LGBTİ hareketine biz Liseli LGBTİ'ler olarak da katkı koymaya hazırlanıyoruz. Yine aynı şekilde Gezi'den beri canlılık kazanan gençlik hareketleriyle de enerji paylaşımında bulunmayı ümit ediyoruz. Uzun yıllardır görünmesek de, birbirimizi göremesek de, sıra arkadaşımızın, sınıf arkadaşımızın, komşumuzun "bizden" olduğunu biliyoruz. Yine aynı şekilde sıra arkadaşımızın, sınıf arkadaşımızın, komşumuzun "bize" karşı olduğunu da biliyoruz.

Bizden olanla kaynaşmak, bize karşı olanla biz olmak için senin yardımına ihtiyacımız var. Sen varsan, her yerdeyiz!